27 Mayıs 2015 Çarşamba

Sona Adımlar

Ölüm sanrıları var bileklerimde,
İntaharın izdüşümleri yaralarım.
Sancılanıyor hayatım,
Küçük bir kız çocuğu sarılıyor dizlerine gecenin bir yerinde.
Dudaklarımdan sonsuzluğa karışan bir dumana asıyorum kendimi.
Sonsuzluğa karışmak istiyorum.
Bitsin istiyorum
Sadece bitsin.
Bileklerime batıyor kelimeler,
Bitsin istiyorum bu sancı.
Gökkuşağını solduralı çok oldu,
Soluk tenime batırdım tek boynuzunu midillimin.
Öldürdüm.
Güzel olan her şeyi yok ettim.
Bir katilim ben,
Son kurbanı olarak kendini seçmiş bir katil.
Ruhumun sancıları vuruyor beynime,
Bir serap artık yaşam.
Varla yok arası,
Ölümle hayat arası.
Bileklerimle bir jilet arası.
Son bir acı.
Son bir yara. 
Daha derin, diğerlerinden daha derin.
Sonsuzluk kapılarını aralayacak kadar,
Beni bu sancılardan kurtaracak kadar derin...
Sonra mı?
Sonrası boşluk, sonrası huzur.
Ölüm dolmalı kesiklerimden içeri.
Ölümle vaftiz etmeliyim son nefesimi.
Son bir acı,
İhtiyacım olan tek şey son bir acı.
Son kez kanamalı bileklerim,
Son kez özgürlüğe doğru çırpınmalı nefesim.
Ölmeliyim...

14 Nisan 2015 Salı

Cehenneme Doğru

Cennetten atladım.
Öldürerek azat ettim benliğimi.
Öldürdüm melekleri, 
Çaldım kanatlarını.
Kan kırmızısı kancalarla geçirdim kaburgalarıma.
Zebanilerle savaştım,
Şeytanla seviştim.
Öteki dünyayı kirlettim,
Öteki dünyayı yok ettim.
Reddettim.
Yaratılmış ve yaratılacak olan her şeyi reddettim.
Kendimi reddettim.
Vazgeçtim.
Kendimden vazgeçtim.
Meleklerin tabutlarına kadar uzanıyor şimdi kanatlarım.
Bir sigara daha yerleşiyor çatlak dudaklarımın arasına.
Bir çakmak alevi söndürüyor karanlığını gecenin.
Bir çakmak öldürüyor geceyi.
Bir kadın zehirliyor kendini.
Bir adam vazgeçiyor kendinden bir yerlerde.
Bir yerlerde,
Derinlerde,
Sonsuzluğun içinde,
Bir kadın ölüyor.
Ölüyorum.
Yavaş yavaş.
Bütün filmleri okumak istiyorum,
Bütün kitapları izlemek...
Muhalefet olmak istiyorum tüm evrene.
Gökyüzüde yüzmek istiyorum,
Karada kulaç atmak,
Denizde koşmak istiyorum ya da,
Olağanın zıttını yaşamak...
Ölmek istiyorum Ate,
Bir küllükte unutulmuş bir izmaritmişçesine yanmak istiyorum.
Duman olup karışmak göğe,
Sonra zehirlemek yavaşça diğer ciğerleri.
Öldürmek istiyorum Ate,
Kendimi öldürmek...
Cehenneme gitmek istiyorum belkide,
Ve kemiklerimi anahtar olarak kullanmak istiyorum.
Sonsuzluğu sarmak istiyorum bir şeylere,
Ve izmaritine kadar tüttürmek...
Rüzgar Ate,
Rüzgarla dans etmek istiyorum.
Ve Tanrı Ate,
Sormak istiyorum ona,
Neden ben hala buradayım?

28 Şubat 2015 Cumartesi

Kopuk Dikiş

Cama yumruk atmak gibiydi hayat.
Derimi yırttı,
Damarlarıma kadar parçalandım.
Kanım sıçradı gökyüzüne.
Evrene dağıldı  o irin.
Kırmızı parçalar saçıldı dünyaya.
Kan temizlendi,
Bilekler dikildi,
Camlar süpürüldü.
Hiçbir şey olmamışçasına.
Hiç yaşanmamış gibi bazı şeyler.
Gerçek olamayacak kadar uzak ve hayali,
Yalan olamayacak kadar yakın,
Can yakacak kadar gerçek.
Ama buradalar.
Dikişlerimde.
Dikiş izlerimde.
Tüm hayatım bileklerimde dikişli benim adam.
Bu yüzden diyorum,
Bileklerimden öpmeye başla beni.
Eğer beni seveceksen, 
Bileklerimden başla...

10 Ocak 2015 Cumartesi

Kan Kuşağı

Titreyen ellerimle açtığım acemi yaralarım...
Geçirdiğim sinir krizleri,
Saçlarımı çekmekten yanan saç diplerim...
Yine çok güzel bir akşam.
Bir sigara daha mı yakmalı,
Bir kesik daha mı atmalı...
Bilmiyorum,
Ne yazdığımı bilmiyorum.
Niye yazdığımı bilmiyorum.
Niye yaşadığımı bilmiyorum.
Kendimi tanımıyorum,
Tanıyamıyorum...
Siyah,
Çok fazla siyah.
Kan,
Çok fazla kan...
Bir gökkuşağı doğuyor yaralarımdan,
Sadece siyah.
Sadece kırmızı.
Sadece hüzün.
Gökkuşakları mutlu olmaz mıydı?
Peki ya benim mutluluğumu kimin gökkuşağı çaldı?
En büyük hatan benim dimi baba?
Yaratılmış en karanlık siyah da benim..
Anne,
Benden gökkuşağı olur mu?

25 Aralık 2014 Perşembe

Siyahın Dizeleri

Sadece siyahı hissediyorum dudaklarımda.
Tenime sadece siyahın umutsuzluğu dokunuyor.
Mor; siyah gözyaşlarını bıraktı bıraktı avuçlarıma, terkederken beni...
Kırmızı ise fazla canlı benim gibi bir ölü için...
Sadece siyah kucakladı beni.
Siyahla yıkandı kanım;
Kanımla vaftiz ettim kalemimi.
Dize dize silindi mutluluk hayatımdan.
Dize dize silindim hayattan.
Dize dize yok yoldum ben...
Kanım sıçradı satırlarıma.
Öldüm ben,
Öldürdüm kendimi.
Siyahımı kefen yaptım,
Kelimelerim tabut oldu bana.
Sadece kelimelerime sığındım,
Tabutuma sığındım...
Kağıt kesiklerinden sıza irin doldu ruhuma.
Yazdım.
Sadece yazdım.
Yazdıkça daha çok öldüm,
Ve ben,
Öldükçe varoldum...

14 Aralık 2014 Pazar

Satır Arası İntiharları

Rus ruleti oynadım ben senin kelimelerinle.
Kaybeden bendim hep,
Mermiden daha hızlı saplandı beynime cümlelerin.
Harfler ilmek ilmek işlendi darağacıma
Satırlaralarında astım kendimi.
Kalem kesikleri vardı vücudumda.
Bileklerime gömdüm tanrıyı.
Bileklerimde öldürdüm tanrıyı.
Kelimeler battı bileklerime,
Kanadı bileklerim,
Kanadı avuçlarım,
Kanadı kalemim,
Kanadım.
Öpmedin,
Geçmedi...

6 Kasım 2014 Perşembe

Siyahın Gözyaşları

Çünkü senin gözyaşlarınla vaftiz ettiler beni Ate.
Sahip olduğum her şeyi geride bırakırken,
Kendimden bir adım daha uzaklaşırken,
Sana elveda derken,
Siyah öptüm ben seni,
Simsiyah.
Çünkü Ate,
Siyahın ruhumdaki yansımasıydın sen.
Siyahtan başka renk yakışmadı gözlerinin karanlığına.
Sonsuzluk kadar karanlıktın sen.
Gözlerim kadar siyah,
Gece kadar asil,
Ve yıldızlar kadar yalnız...
Siyahın da kirpikleri ıslak artık,
Siyah da bırakıyor ellerimi.
Ve son kez öpüyorum seni kanserli siyah dudaklarımla.
Elveda...